Tarihe Geçen 10 Hacker Saldırısı

Tarihe geçen 10 hacker saldırısı

1983

Adını her dönem güvenlik uzmanlarına hatırlatacak Kevin Poulsen adlı korsanın sıralamaya girecek boyuttaki ilk icraatı daha öğrenciyken ABD’nin bütün güvenlik ve savunma ağının bağlı olduğu (ve internetin doğumunda model olarak rol oynayan) bilgisayar ağına sızar. Bir güvenlik açığını keşfederek başardığı bu sızma sonunda geçici de olsa ülkenin bütün savunma sisteminin kontrolünü elinde tutmayı başarır.

1988

23 yaşındaki üniversite öğrencisi Robert Morris’i tanımıyor olsanız da hâlâ hemen her gün onun attığı tohumun zehriyle karşılaşıyor hatta belki mağduru oluyorsunuz. Morris, internetin ilk solucan (worm) virüsünün yazarı. 99 satırlık bir deneme projesi olarak ‘ortaya saldığı’ solucan virüsü bilgisayardan bilgisayara bulaşma özelliğiyle o dönemde bile büyük sorun yaratmış ve iki yıl hapse mahkûm olmuştu.

1990
Continue reading

Hitler’in Onur Konuğu Olan Türkler Kim?

                                        

1939 senesinin 20 Nisan günü 50. doğumgününü kutlayan Hitler’in Türkiye’den çok özel konukları vardı. General Ali Fuad Cebesoy, Yazar Falih Rıfkı Atay ve beraberindeki heyet, onurlarına verilen beş çayında “Führer”in iltifatlarına mazhar oldu.

Geçtiğimiz cuma Hitler’in 118. doğumgünüydü. Bu lanetli gün yıllardır Avrupa’daki ırkçılar tarafından azınlıklara ve yabancılara düzenlenen saldırılarla kutlanıyor. Her 20 Nisan’da Almanya’nın caddelerinde polis ve neonaziler arasında çatışmalar yaşanıyor. Halklar unutmak için elinden geleni yapsa da Alman diktatörün sureti bir şekilde karşımıza çıkıyor. Hatta Türkiye’de bile. Geçen yıl Hitler’in “Kavgam” adlı kitabı, Ankara ve İstanbul’da satış rekorları kırmış, reklam yaparak satışları daha da artımak isteyen yayıncının bastırdığı gamalı haçlı afişler, hem şaşkınlık hem de panik yaratmıştı.

Son aylarda hükümet ve muhalefet arasında da bir Hitler tartışmasıdır gidiyor. Geçtiğimiz haftalarda Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’ı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini kastederek, “Hitler de böyle iktidara gelmişti” buyurdu.

Hitler’in nasıl iktidara geldiği siyaset bilimcilere kalsın, biz tarihçilerin alanına girelim.

Bir zamanlar hem devlet ricalinde hem de aydınlar, sanatçılar ve gazeteciler arasında Hitler hayranlığı alıp yürümüştü. Tek partili yılların Türkiyesi, daha gettolar kurulmadan, gaz odalarının bacası tütmeye başlamadan önce, Alman propagandasıyla tanıştırılmıştı.

Continue reading

23 Nisan

23 NİSAN

ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924′te ’23 Nisan’ gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979′da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.

Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.

Atatürk diyor ki:

“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”

Fetret Devri

Bunalım Devri, Osmanlı Devleti‘nde Yıldırım Bayezid‘in 1402‘de Ankara Savaşı‘nda, Timur İmparatorluğu‘nun kurucusu olan Timur‘a yenilip esir düşmesi sonucu ortaya çıkan ve Yıldırım Bayezid’in oğulları arasındaki taht kavgaları nedeniyle 11 yıl süren kargaşa dönemidir.Yıldırım Bayezid’in altı oğlu vardır. Bunlar; Emir Süleyman, İsa Çelebi, Musa Çelebi, Mehmet Çelebi, Mustafa ve Kasım Mustafa Çelebi‘dir.

En büyük olan ve padişah olması beklenen Kasım Mustafa Çelebi, Ankara Savaşı’nda ortadan kaybolmuştur. Ali Paşa, Emir Süleyman’ı Rumeli’ye kaçırdı. Mehmet Çelebi de Amasya‘ya çekildi. İsa Çelebi ve Musa Çelebi çatışa çatışa Karesi yöresine gittiler, sonunda Musa Çelebi, İsa Çelebi’yi öldürdü. Oradan Bursa‘ya geçti. Emir Süleyman’ın Bursa’ya gelmesi üzerine Karaman Yöresine kaçtı ve Karamanoğulları‘na sığındı. Bu arada Emir Süleyman, olabilecek anlaşmazlıklar, Trakya‘nın emniyeti ve boğazlardan rahat geçişi sağlamak amacıyla kardeşi Kasım’ı ve kız kardeşi Fatıma’yı Bizans‘a rehin olarak verdi. Hemen ardından Karamanoğulları ile barış anlaşması yaptı.

Mehmet Çelebi, ağabeyi Süleyman’a tabi olduğunu ve Hanlığını tanıdığını çeşitli hediyelerle bildirdi. Bu anlaşmalar üzerine can güvenliği iyice azalan Musa Çelebi, Karaman’dan da kaçarak, İsfendiyar Bey‘in yardımlarıyla Eflak Kralı Mirçe‘ye sığındı. Eflak Kralı, Trakya’da, egemenlik sağlamak için Musa Çelebi’ye çok sayıda asker verdi. Musa Çelebi de yanına verilen bu askerlerle kendini Han ilan edebilmek üzere Edirne‘ye saldırdı. Emir Süleyman beklemediği bu saldırıya karşı koyamayarak İstanbul taraflarına yanında çok az sayıda adamıyla ancak kaçmayı başardı. Uğradıkları bir köyde tanınınca, köylüler sırf Musa Çelebi’den bahşiş alabilmek gayesiyle Emir Süleyman’ı katlettiler. Türk geleneğine göre: Saltanat soyundan kim olursa olsun; bir saltanat üyesi, diğer bir saltanat üyesini kendi emri üzerine öldürtür. Başkalarının olaya izinsiz müdehalesine, kişi ise idam, devlet ise savaşla yok etmek cezasını verir ve intikamını mutlakâ alırdı. Musa Çelebi de bu yüzden, köyü içindekilerle beraber yok etti, 1410‘da Edirne’ye döndü ve tahta geçti.

Bu olayları öğrenen Mehmet Çelebi de Amasya’dan Bursa’ya gelip burada tahta geçtiğini ilan etti. Emir Süleyman’ı destekleyenlerin hepsi Mehmet Çelebi’yi onayladılar ve tabi oldular. Rumeli’de, Samako‘da son kez karşılaştılar ve Çamurlu Derbent Savaşı‘nda Mehmet Çelebi, kardeşini yenip çadırında öldürttü.

Mehmet Çelebi (I. Mehmet) tüm kardeşlerinin isyanlarını bastırarak, hükümdar olmuştur. Fetret Dönemi, yeni kurulmuş olan Osmanlı Devleti’nin fiilen parçalanmasına sebep olmuştur. Bu nedenle I. Mehmet için “ikinci kurucu” da denir.

Önce gelen:
Yıldırım Bayezid
Fetret Devri
14021413
Sonra gelen:
I. Mehmet

kaynak:wikipedia

ŞEHİTLİKLERE DEFNEDİLECEKLER..

Şehitliklere Defnedilecekler

Şehitliklere; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden aşağıda belirtilen durumlarda olanlar gömülür.

a. Harpte fiilen ateş altında veya yaralanıp tedavisi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunup da, düşman silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,

b. İç güvenlik görevlerinde (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler,
Continue reading

Şehit Varislerine Sağlanan Maddi Haklar

S.No
Yardım Çeşitleri Miktarı

1
NAKDİ TAZMİNAT
(SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER) 28.785.000.000 TL.

2
K.K.K.LIĞI İLK DESTEK YARDIMI (ERB./ER.) 475.000.000 TL.

3
TSK.DAYANIŞMA VAKFI YARDIMI (SB./ASTSB./UZM.ERB.) 7.575.000.000 TL.
19.695.000.000 TL.

4
BİRLİK K.LIĞINCA YAPILAN ÖLÜM YARDIMI (SB./ASTSB./UZM.ERB.) 575.700.000 TL.

5
TÜTÜN BEY’İYE İKRAMİYESİ (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER) 1.212.000.000 TL.
Continue reading

BEDELİ ÇANAKKALE’DE ÖDENECEKTİR.

Askerlik vazifesi yaparken vatan uğrunda şehadet mertebesine ermek veya gazi olmak her Türk için tabii bir şeydir. Ancak bu 45 şehit ve 150 gazinin durumu başkadır. Zira bunların istisnasız hepsi (1909 ve 1914 Askeri Mükellefiyet Kanunu gereğince) askerlik vazifesinden ya muaf ya da maksureli (tecilli) tutulmuş gençlerdir. Bu iki kanun sultani mektepleri talebe ve mezunları askerlik vazifesinden “maksureli” ettiği gibi, Balkan Harbi sırasında mer’i olan 1909 kanunu da üstelik bütün İstanbul halkını askerlik vazifesinden azade kılmaktadır. bu şehit ve gazilerin hepsi 17-22 yaşındayken ve bir kısmı henüz mektebin lise ve orta kısmında, bir kısmıysa mezun ve İstanbul Darülfünunu veya Avrupa üniversitelerinde tahsildeyken, birbirleriyle yarış edercesine askerlik şubelerine koşmuşlar ve gönüllü olarak askere yazılmışlardı. Continue reading

KINALI HASAN :

Yüzbaşi Sirri Bey, ikindi vakti yeni gelen erati teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçinin bir tarafi kinalanmiş oldugunu görür ve takilir: “Hiç erkek kinalanir mi? Mehmetçik: Buraya gelmeden evvel, anam kinalamişti komutanim” der ve sebebini bilmedigini ilave eder.Komutanin istegi üzerine anasina haber salar, “Niye benim saçimi kinaladin?” Gelen cevabi mektupta şunlar yazar:

“Ey gözümün nuru Hasan’ım,
Continue reading

Kınalı Ali

Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da
onlarla Sohbet ediyor, ‘ Nerelisin?’ gibi sorular soruyordu.
Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı Yanına
çağırdı ve merakla sordu:
” Adın ne senin evladım?” dedi.
” Ali, komutanım” dedi.
” Nerelisin?”
” Tokatlıyım, komutanım, Tokat’ın Zile kazasındanım…”
” Peki evladım,bu kafanın hali ne?
Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?” Continue reading